CIA, İranlı, Çinli ve Rus nükleer bilimcileri çekmek için tuhaf yöntemler kullanıyor.

CIA’in nükleer bilimcilerle iletişime geçmek için bilimsel konferanslara ajanlarını gönderdiği, hatta sahte konferanslar düzenleyerek nükleer bilimcileri davet ettiği ortaya çıktı.

The Guardian‘ın haberine göre CIA, şüphe çekmeyen yabancı bilimsel araştırma merkezlerini kullanarak düzenlediği bilimsel konferanslarda mutfak çalışanları ve diğer görevlilerin arasına ajanlarını sokarak bilim insanlarıyla iletişime geçmeye çalışıyor.

‘BİREBİR GÖRÜŞMEYE ÇALIŞIYORLAR…’

Habere göre CIA çalışanları bu yöntemle bilim insanlarını “muhafızlarından” bir kaç dakikalığına ayırıp, birebir görüşmeye çalışıyorlar. 

CIA’in dünyanın çeşitli yerlerinde düzenlenen sahte bilimsel konferanslar için milyonlarca dolar harcadığı belirtilen haberde, bu konferansların amacının “İranlı nükleer bilimcileri ülkelerinden çıkartarak erişilebilir yerlere getirmek” olduğu söyleniyor. Bilim insanlarıyla görüşen CIA ajanları onları ülkelerinden ayrılmaya ikna etmeye uğraşıyor.

The Guardian, CIA’in “İran’ın nükleer silah üretmesini geciktirmek” için “akademinin uluslararası olmasını kullandığını” aktarıyor. Konferansa katılan bilim insanlarınınsa bundan haberi olmuyor.

‘KONFERANSIN ÖNEMİNİ KATILAN AJAN SAYISI BELİRLİYOR’

Haberde bilimsel konferansların öneminin “sadece Nobel ödülü kazananların sayısıyla değil” aynı zamanda katılan ajanların sayısıyla da ölçülebileceği söyleniyor.

Habere göre bir üniversitede istihbarat servislerinin ilgisini çekebilecek “bir ya da iki profesör” bulunurken, IŞİD ya da insansız hava aracı teknolojisi gibi konular üzerine olan konferanslarda istihbarat servislerinin ulaşmak istediği onlarca akademisyen bulunuyor.

The Guardian‘a konuşan eski bir CIA görevlisi “dünyadaki bütün istihbarat servisleri konferanslarla çalışır, onları destekler ve insanları konferanslara çekmenin yolunu arar” diyor.

‘SENİ İSTANBUL’DA MI GÖRMÜŞTÜM?’

İngiltere dışişlerine özel danışmanlık yapan New York Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Mark Galeotti, istihbaratın üye kazanmasının “uzun bir süreç” olduğunu söylüyor.

Galeotti, “ilk aşamada hedefle aynı yerde olmayı ayarlıyorsunuz. Basit şeyler konuşsanız bile bir dahaki sefere ona ‘Seni İstanbul’da mı görmüştüm?’ diye sorabiliyorsunuz” ifadelerini kullanıyor.

FBI, 2011 yılında ABD’li akademisyenlere konferanslara dair uyarıda bulunurken, yapılan uyarıda konferanslara katılan araştırmacıların bilgisayarlarındaki bütün verilerin basit yöntemlerle çalınabileceği söyleniyor.

‘GERÇEK BİLİM İNSANLARINDAN ÇOK İSTİHBARAT GÖREVLİLERİ OLUYOR’

Haberde kimi zaman akademik konferanslardan toplanan istihbaratın politikaları belirleyebildiği söylenirken, eski ABD Başkanı George W. Bush’u “Saddam Hüseyin’in hala Irak’ta kitle imha silahları geliştirmekte olduğuna” ikna edenin de muhbirlerin yanlış istihbaratı olduğu öne sürülüyor. İddiaya göre kimya, biyoloji ya da nükleer konusunda yeterli eğitimi olmayan kimi casuslar, bilim insanlarıyla etkileşimlerinden yanlış sonuçlara varabiliyor.

1976’dan 2006’ya kadar CIA’e çalışmış olan Gene Coyle, Viyana’da gerçekleştirilen Uluslararası Atom Enerji Kurumu konferanslarında “gerçek bilim insanlarından çok istihbarat görevlileri bulunduğunu” söylüyor.

Coyle, “bir küçük sorun var, eğer bu konferanslara bir CIA ajanı gönderecekseniz, orada konuşması gerekiyor. Buraya tarih okumuş birisini göndermek zor. ‘Evet benim plazma fiziğinde doktoram var’ demeli. Aynı zamanda bu çok küçük bir dünya. Eğer Şikago’daki Fermi Enstitüsü’nden olduğunu söylerseniz, size ‘o zaman Bob, Fred ve Susie’yi tanıyor olmalısın’ diyorlar” diyerek yapılan istihbarat faaliyetinin “zorluklarını” aktarıyor.

‘BU YÜZDEN UYGUN PROFESÖRLER SEÇİLİYOR’

Eski CIA çalışanı Coyle’a göre istihbarat servisleri gönderecek uygun birini bulmanın zorlukları yüzünden, elverişli bir profesör seçerek onunla iletişime geçiyor ve ilgili konferansa katılmasını istiyor. Bu profesörlerin masrafları, CIA ya da FBI tarafından karşılanıyor.

Seçilen profesörlerin hedef bilim insanlarıyla görüşerek bilgi almaya çalıştıkları kaydedilirken, bu şekilde yabancı bilim insanlarıyla iletişime geçildiği bildiriliyor.

İstihbarat yetkilileri, bütün profesörlerin “araştırmaları için kaynak bulmaya çalıştığını ve sadece bununla ilgili konuşmak istediklerini” belirtirken, bu durumu kullandıklarını ve ilgili bilim insanının araştırmasını fonlayarak onu kontrol etmeye başladıklarını söylüyor.

‘KUZEY KORE, İRAN, LİBYA, RUSYA, ÇİN…’

Haberde konferanslardaki CIA ajanlarının aynı kişileri hedef almasının olası olduğu ve bu sebeple birbirlerini engellememek için çalıştığı söyleniyor. Habere göre “Kuzey Kore, İran, Libya, Rusya ya da Çin’den gelen” bilim insanları iyi kaynaklar oldukları için özellikle hedef alınıyor.

Kimi konferanslardaysa istihbarat faaliyetinin açık olarak yürütüldüğü, “büyükelçilikten geldim” diyen kişilerin bilgi almak istediklerini doğrudan söyleyerek konferanslara dahil olduğu aktarılıyor.

 

 

Eski istihbarat yetkilileri, “akademik konferanslar ve diğer yollarla” ABD’ye giden İranlı bilim insanlarının sayısının “ülkenin nükleer programını zayıflatmaya yetecek kadar fazla” olduğunu öne sürüyor. 

The Guardian, 2015’te yapılan nükleer anlaşmayla, İranlı bilim insanlarını çekme konusunda aciliyetin azaldığını, ancak anlaşmanın iptali durumunda benzer yöntemlerin tekrar devreye sokulabileceğini bildiriyor.